11 Nisan 2008 Cuma

Yastık Amcam Olur Musun?


*Hani diyelim iki arkadaş oturuyorsunuz, o sizin arkadaş kulaklıkla müzik dinlerken, bi kulaklığını çıkartıp size uzatır ya, ''Al bak bunu dinlemen lazım, çok güzel şarkı'' der ya, sen de şarkıyı beğenmesen de ''aa güzelmiş'' dersin hatta muhabbet kurma amacıyla ''bu adamın son şarkısı çok güzel ya'' dersin ve dinlediğinin son albümün çıkış parçası olduğunu bilmezsin. Bi an önce kulaklığı ona geri vermeye bakarsın ve genelde ''nese al sen dinle, ben bölmiyim'' dersin.. Bu iğrenç durumu yaşayan arkadaşlar birleşip feysbukta grup açalım, haftasonları buluşalım.. Şimdi bunu okuyan ve zamanında bana kulaklık uzatan arkadaşlar bana inceden uyuz olmuş olabilirler ama bazen iyi şarkılar da oluyordu gerçekten, sizinki onlardan biridir kesin...


*Geçen gün yine bir Bakırköy-Beylikdüzü otobüsündeyim, biraz kitap okiyim dedim, ilk sayfanın ortasında kafam düştü, uyumuşum... Gözümü açtığımda kafamı yanımdaki amcanın o sıcacık, o yumuşak omzunda buldum. Kafamı kaldırdım, amca bana baktı ben ona, sora ''kaldırsana kafanı genç'' bakışı attı amca, dinlemedim, devam ettim uyumaya. Süper bi uykuydu, keşke her otobüste böyle yastık-amcalar olsa...


*Kulaklıkla müzik dinleyen gençlerin dinlediği müziği dışarıdan herkes duyar ya, bazen kıl olursunuz, sıktın ama sen de hee dersiniz. O değil de geçen müzik dinleyenlerden biri resmen düğün salonu müziği dinliyodu ya, şok geçirdim, açmış bi de sesini son ses. Tekno dinlesen biraz anlarım da kardeş bildiğin düğün salonlarının vazgeçilmez ''piyanist şantörler''in çaldığı iğrenç müzik. Nasıl bir haz almadır o ya...
*Türkçe'm ne kadar kötü dimi, imla yanlışlarında çığır aştım. Kusura bakmazsınız artık.
NOT: Biz de biliyoruz heralde doğrusunu..

kim ne derse desin...

*''Aşka düşen insanlardan yerçekimi sorumlu değildir'' demiş Albert Einstein. Ulan o kadar zeki bilimadamısın, koskoca dehasın, yakışıyo mu sana böyle iğrenç espri. yazık...

*Goriot Baba adlı eserinde Balzac, şöyle bir cümle kurmuş; ''Gençlik adaletsizlik yönüne kaydığı zaman vicdan aynasında kendisine bakmaya cesaret edemez, halbuki ileri yaş bu aynada kendisini görmüştür, hayatın bu iki safhası arasında bütün fark bundan ibarettir'' Yani koskoca edebiyatçısın, bizden farklı düşünüyosun, güya hayata farklı pencereden bakıyosun, adama sormazlar mı bu nası bi pencere. Gençlik ve yaşlılık arasında bula bula bi tane fark bulmuşsun. çüş derim. Ayrıca bu kadar uzun bi cümleye ne gerek var, kısa yoldan gençler vicdansızdır, şerefsizdir, kötüdür, hatta tü kaka de olsun bitsin. Hayır yani yaşlandın diye nedir bu gençleri çekememezlik. Kıskançsın sen Balzac, kıskanç. Edebiyatçı olmuşsun ama adam olamamışsın.

*''Felsefe, ışık sağlayıp karanlığı kaldıran bir araç değil, gözün karanlıkta da görmesini sağlayan bir uğraştır'' demiş ismini vermek istemeyen bir filozof. Valla takdir ettim ne güzel demiş, bir benzetme ancak bu kadar güzel yapılır. Eee adam filozof abi, olcak o kadar. Bence her filozof en az böyle bir laf etmeli. Juri olsun mesela, filozof olmak isteyenlerin sözlerini inceleyip sen filozof olabilirsin desin. Ben de juride olıyım ya , noluur ya.

*Hayatımda üçüncü dönüm noktasındayım. Emekledim, ayağa kalktım ve şu anda sendeliyorum. Dördüncü evrede yürüycem ve son dönüm noktasında da ölürüm büyük ihtimal.

*Ne kadar ders verici bir yazı oldu ya, kendimle gurur duydum.